Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

6093 Mesaj 560 Konu- Gönderen: 1049 Üye - Son üye: grcgkc
UsmleTurk ForumlarıGenel ForumlarGüncel Tıphaberler... haberler... haberler...
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: haberler... haberler... haberler...  (Okunma Sayısı 4199 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
dodo
Genel Yürütücü
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 136



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Nisan 05, 2008, 11:28:10 ÖS »

New England Journal of Medicine'nin 3 Nisan 2008 tarihli sayısından bir editör yazısı...

Biliyoruz ki, akciğer kanserini belirlemede şu an için tarama testleri kullanılmakta ama mortalite azaltma etkileri istatistiksel bir anlam taşımıyor.1, Bu yazıyı okurken Kanıta Dayalı Tıp, ilaç ve diğer sektörlerin Tıp ve araştırmalar üzerindeki etkisi, yapılan çalışmalarda paranın gücü ve araştırmacılara etkisi üzerine bir kez daha düşündüm. Editörün bahsettiği konu akciğer kanseri taramalarında önceden yaptıkları ve yayımlanan bir çalışmada CT'nin istatistiksel olarak anlamlı bir etki gösterdiği akciğer kanseri taraması araştırmasının ödeneğinin bir tütün şirketi tarafından karşılanmış olması durumu. Bu konu çok uzun ama başka zamanlar tartışılabilir.

Bu editoryalde interest, lead time bias(ara zaman eğilimi) gibi şeyler insanın aklına geliyor ve editör okuyucuya her konuda şeffaflıktan ödün verilmemesi gerektiğini, bunun çok önemli bir konu olduğunu anlatmış. (bu editörün yazısı değil benim yazım, yanlış anlaşılmasın Smiley )

Link: http://content.nejm.org/cgi/content/full/NEJMe0802618
Siteye giremeyen ya da girmeyecekler için aşağıda pdf formatı da mevcuttur.

Sağlıcakla...
DOdo

1. In summary, there is no good evidence that screening for lung cancer using chest x-ray or sputum cytology can reduce lung cancer mortality http://www.cancer.gov/cancertopics/pdq/screening/lung/HealthProfessional/page4
Logged

Bizi yanlış  yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
sade
Genel Gözlemci
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 157



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Nisan 23, 2008, 02:40:35 ÖS »

6. Avrupa Meme Kanseri Konferansın'ndan;(Medscape News)

Mammograms Should Continue Up to Age 75 Years, and 3-Year Intervals Are Sufficient 

 "From 6th European Breast Cancer Conference (EBCC)

April 21, 2008 — Two very large studies of mammography screening for breast cancer have concluded that such screening is beneficial in women 70 to 75 years of age and that a 3-year interval between mammograms is sufficient. The new data were reported here at the 6th European Breast Cancer Conference (EBCC) in Berlin, Germany, and highlighted at an official press briefing during the meeting.

Many countries that run breast cancer screening programs offer regular mammography to women between the ages of 50 and 70 years, but the new study shows that there are benefits to extending the upper age limit to 75 years. The study comes from the Netherlands, which extended the upper age limit from 69 to 75 years in 1998.

It usually takes about 5 years for the effect of screening to have an impact, so the researchers analyzed data from 2003 on. They found a steady decline in breast cancer deaths among women aged 75 to 79 years. During the period from 1986 to 1997 (ie, before screening for the older age group had been introduced), the average rate for death from breast cancer in this age group was 166 per 100,000 women. In 2006, after such screening had been in place for 8 years, this rate had dropped 29.5%, to 117 per 100,000 women.

"This reduction in breast cancer mortality shows that the screening has started to have a statistically significant effect," said lead researcher Jacques Fracheboud, MD, an epidemiologist and senior researcher at the Erasmus Medical Center, Rotterdam, the Netherlands.

Breast Cancer Easier to Detect in Elderly Women

Between 1998 and 2006, a total of 7.37 million mammograms were carried out, of which 862,655 were in women 70 to 75 years of age. The participation rate was 81.2% for women aged 50 to 69 years and 71.9% for women aged 70 to 75 years (but the proportion increased from 62.5% in 1998 to 77.6% in 2006). The screening led to a referral for diagnostic assessment in 12.8% of women 50 to 69 years of age and in 16.4% of women 70 to 75 years of age.

Breast cancer was detected in 4.5 per 1000 women screened in the 50- to 69-year age group, giving a positive predictive value (PPV) of 36% and in 7.8 per 1000 women screened in the 70- to 75-year age group, with a PPV of 47%.

"This difference shows that it is easier to find breast cancer in older women because their breast tissue is less dense," Dr. Fracheboud commented. "But it is not necessarily an argument for continuing screening beyond 75 years, because many tumors found at this stage are slow growing and may never reach the stage of causing a problem."

"The results of our study suggest that screening women aged 70 to 75 has a strong impact on breast cancer mortality and that it is effective and appropriate up to 75 years," Dr. Fracheboud concluded.

"I agree that mammography should be continued up to the age of 75, because a very fit woman of this age still has a life expectancy of about 15 years," commented Emiel Rutgers, MD, PhD, from the Netherlands Cancer Institute and Antoni van Leeuwenhoek Hospital in Amsterdam. Dr. Rutgers was chairman of the EBCC meeting and was also moderator at the press briefing. However, he was less in agreement with the conclusion from the second study, which suggested that a 3-year interval between mammograms is sufficient. This might be the case in the general population, he told Medscape Oncology, but for women who are at higher risk for breast cancer because of a family history or because of their exposure to estrogen, screening may need to be more frequent.

Screening at 3-year intervals was compared with screening at 1-year intervals in the United Kingdom Breast Screening Frequency Trial, which began in 1989 and involved nearly 100,000 women. After an average follow-up of 13 years, there were 373 breast cancer deaths in the 1-year-interval group and 374 in the 3-year-interval group (relative risk [RR], 1.02; P = 0.Cool.

When the researchers considered only the women who turned up for screening, rather than the study groups as a whole (which included the nonattenders), they found that 209 women in the 1-year-interval group and 231 women in the 3-year-interval group had died from breast cancer (RR, 0.89; P = .2).

No Evidence for Shortening Current 3-Year Intervals

The absolute risk of dying from breast cancer was statistically insignificant between the 2 groups, the researchers explained at the meeting.

"There was a lot of criticism of the UK for having a 3-year interval when breast screening was set up," one of the study's authors, Roger Blamey, MD, a breast surgeon at Nottingham City Hospital, commented to journalists. "Screeners and advocacy groups said, without evidence, that it was too long an interval." But the results of the current study vindicate the decision that was made. "There is no evidence in favor of shortening the current 3-year screening interval," he said.

6th European Breast Cancer Conference (EBCC): Abstracts 4LB and 5LB. Presented April 18, 2008.

Pearls for Practice
Mammography screening in women aged 75 to 79 years is associated with a 29.5% lower mortality rate vs no mammography, and the PPV for mammography in women aged 70 to 75 years is 47% vs a PPV of 36% in women aged 50 to 69 years.
A mammography screening interval of 3 years vs 1 year is not associated with worse outcomes of breast cancer mortality rate in women who are followed up to 13 years. "
Logged

"İnsana hiçbir şey öğretemezsin; öğrenmeyi ancak kendi içinde bulacağını öğretebilirsin."
Galileo
shaman
Ast Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28


SaygiSevgiTutku


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Haziran 09, 2008, 12:20:36 ÖÖ »


-08-06-2008-

Yüzyılın ilacı

Kanamanın boyutu ne şekilde olsursa olsun kesin sonuç veren mucize ilaç; Ankaferd'i bularak, tıp dünyasını sarsan Türk'e ruhsat için inanılmaz teklifler gelse de o Türkiye diyor...

Kanı saniyeler içinde durdurduğu için yüzyılın buluşu olarak nitelendirilen Ankaferd'in mucidi Hüseyin Cahit Fırat, yüzünü ilk kez Yeni Şafak Pazar'da gösteriyor. Dünyayı sallayan buluşun peşine düşen bir çok ülkenin teklif ettiği milyar dolarları elinin tersiyle iten Fırat, Ankaferd'i Türk malı damgasıyla piyasaya sundu. İşte dünyayı sallayan adam!

Hakan her erkek çocuğu gibi erkekliğe ilk adımını atmak üzereydi. Aile mutluydu. Ama bilmedikleri bir şey vardı. Hakan hemofili hastasıydı. Kanaması bir türlü kesilmedi. Van Yüzüncü Yıl Tıp Fakültesi Hematoloji bölümüne götürüldü fakat kan durmuyordu. Her türlü tedavi denendi. Milyarlar tutan ilaçlar kullanıldı ama sonuç alınamadı. Tam 15 gün boyunca Hakan kanadı, kanadı. Hakan annesine “Anne ben ölecek miyim?” diye sorarken, neredeyse umut kesilmişken, Hacettepe Tıp Fakültesi'nde çalışmaları yapılan bir ilacı duyduklarını hatırladı doktorlar. İrtibat kuruldu, durum anlatıldı. Hematoloji bölümünden Şerafettin Kirazlı geldi. “Kolay, hallederiz”  Grin dedi. Cebinden bir tampon çıkarıp şaşkın ve umut dolu bakışlar altında Hakan'ın kanamalı bölgesine koydu. 3 sn. sonra kan durmuştu. Hakan'ın annesi birden ok gibi fırlayıp hocanın bacaklarına sarıldı. “Oğlumu kurtardın!”.

DÜNYAYI SARSAN İLAÇ

Yukarıda anlattığım ne bir masal, ne de bir hikaye, yaşanmış bir olay. Bu olayın kahramanı ise kanamayı durduran mucize sıvı Ankaferd'ti. Hakan Yargı mucize ilaç Ankaferd sayesinde ölümün eşiğinden döndü. Tıp dünyası da ismi bir anda kulaktan kulağa yayılan Ankaferd'le sarsıldı. Tamamen bitkisel içerikli, kendinden steril ve antibakteriyel olan Ankaferd, etki mekanizmasıyla dünyada bir ilkti ve muadili de bulunmuyordu. Dünyayı ayağa kaldıran Ankaferd yüzyılın buluşu olarak nitelendirildi. Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü'nde yapılan testlerden sonra ilk Türk patentli ilaç olarak tarihe geçen Ankaferd'i bulan ve şimdiye kadar basından uzak kalmayı tercih eden iş adamı Hüseyin Cahit Fırat ilk kez bu haberle kamooyunun karşısına çıkıyor.

30 YIL ÜZERİNDE ÇALIŞTI

İstanbul'da yaşayan ve gözlerden ırak durmayı tercih eden Fırat, 1952 Malatya doğumlu. Hüseyin Cahit Fırat'ın şifalı bitkilere karşı özel bir merakı ve ilgisi var. Fırat'ın bu ilgisi, trafik kazalarında, askeri çatışmalarda yaşanan kan kaybından ölümlere karşı hassasiyetiyle birleşince ortaya Ankaferd çıkmış. Tabi pat diye değil. Her türlü dış kanamayı durduran Ankaferd, Hüseyin Cahit Fırat ve ekibinin 30 yıla yaklaşan çalışmalarının bir sonucu. Ankaferd, henüz ruhsat aşamasındayken Fırat'a pek çok yabancı ülkeden, Almanya'dan, Fransa'dan, Hollanda'dan, İsviçre'den, ruhsatını kendi ülkelerinde almaları için inanılmaz teklifler gelmiş. Bu teklifler arasında her türlü isteklerinin karşılanmasının yanı sıra, sınırsız para ve kayak pistlerinin yanında kurulacak binlerce metrekarelik çalışma alanları varmış. Suudi Arabistan Kralı'nın ailesinden biri Ankaferd'in ruhsatını Suudi Arabistan adına alabilmek için üç gün boyunca Türkiye'de kalıp, Hüseyin Cahit Fırat Bey'i ikna etmeye çalışmış ama Hüseyin Cahit Bey hiçbirini kabul etmemiş. Çünkü hep “Türkiye'nin yurt dışına ihraç edecek bir ürünü olsun” istemiş.

AMBULANSLARDA ZORUNLU

Bitkisel bir karışım olan Ankaferd'in içinde ısırgan otu, asma yaprağı, havlıcan, meyan kökü ve kekik bulunuyor. Bilinen bir yan etkisi yok. Kullanımı kolay olan ürün, tampon şeklinde herkes kanayan bölgeye uygulayabiliyor. Ampul şeklindeki ürünler ise ampulün kırılarak yaranın üzerine dökülmesi şeklinde kullanılıyor. Temizlenmesi gerekmiyor. Ankaferd'in Türkiye genelinde distribitörlükleri verildi. Acil servislerde ve ambulanslarda bulundurma zorunluluğu getirildi. Ankaferd eczanelerde bulabiliyor. Türkiye'deki hastanelerin de yüzde 25'ine ulaşılmış durumda.

DIŞ BORÇ KANAMASINI DA DURDURABİLİR

Fırat Bey, sonunda hayallerini gerçekleştirdi ve Ankaferd'i geçtiğimiz aylarda yüzde 100 Türk sermayeli, ambalajı bile Türkiye'de yapılan, Türk patentli bir ilaç olarak piyasaya sundu.  Wink

Geçtiğimiz hafta İstanbul'da yapılan Dünya Hemofili Kongresi'ne ülkemizi temsilen Ankaferd katıldı. Ankaferd Yönetim Kurulu Üyesi ve Satış ve Pazarlama Müdürü Anıl Değer'le kongrede sohbet etme imkanı buldum. Ankaferd'e olan ilginin bu kadar çok olmasının şaşırtıcı olmadığını söyleyen Anıl Bey'e göre Ankaferd'in ülkemize getireceği gelir Türkiye'nin dış borç açığını kapatabilecek düzeyde. Ankaferd'e ilgi oldukça yüksekmiş. Anıl Bey Ankaferd'in neden önemli olduğunu şöyle anlatıyor.“Hemofili hastalarının kesik durumunda damar içi iğnelerden uygulaması lazım. Bunun yerine Ankaferd çare oluyor, üstelik kişi kendisi uygulayabiliyor. Mide kanamalarında ameliyat gerekiyordu. Şimdi Ankaferd tatbik edilmesi yeterli oluyor. Durdurulması çok zor olan dalak ve karaciğer kanamalarında da Ankaferd kurtarıcı rolü üstleniyor. Diğer ürünler kanamayı yavaşlattığını iddia ederler. Ankaferd birkaç saniyede durduruyor. Yani alanında tek ve en tepede duruyor.”


Muhtesem bir haber. Daha nicelerine.
Logged

Pers Sözcüsü: Oklarimiz Günesi Kapatacaklar. Aksami Getirecekler..

Sparta Krali: Bizde gölgede savasiriz o zaman
shaman
Ast Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28


SaygiSevgiTutku


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : Haziran 09, 2008, 01:20:48 ÖÖ »

"VeinViewer"

Hastanelerde stajlari yaparken ya da halen, damar bulmaya calistiginiz gir cik yapmadan %100 tutturmaya calistiginiz olduysa bu haber size.


Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 2 yıl önce kullanılmaya başlanan damar yollarını bulmada sağladığı yüzde 100 başarı doktorlara da büyük kolaylık getiren cihaz, Türkiye'ye getirildi.

VeinViewer cilt altında yer alan 8-10 mm derinliğindeki periferik damarları görüntüleyen yakın-kızılötesi teknolojisiyle çalışan bir sistemdir.

VeinViewer, içerisinde bulunan dijital kamera aracılığı ile kirli kanı taşıyan damarlardaki hemoglobini tespit eder. VeinViewer alınan bu görüntüyü içerisinde bulunan bilgisayara aktarır. Bilgisayar tarafından görüntü işlenerek aynı boyutta yeni bir görüntü oluşturur. Yeni görüntüde cilt altında tespit edilen damarlar siyah renkte, damar bulunmayan yerler parlak yeşil renkte eş zamanlı olarak (30sn / kare) tekrar cilde yansıtır.

Kullanılan bu teknoloji rakipsizdir. VeinViewer her yaşta, her kiloda ve her ten rengindeki hastada kullanıma uygundur. Cihaz çalıştırıldıktan sonra 20 saniye içerisinde kullanılabilir duruma gelir. Hareketli kolları ve tekerlekleri sayesinde, her durumdaki hastaya hastayı hareket ettirmeye gerek kalmadan her serviste rahatlıkla kullanılabilir. Cihazın rutin bakımı çok kolaydır. Günde sadece bir defa kalibre edilmesi yeterlidir. Bu işlem her kullanıcının 10 saniye içerisinde rahatlıkla yapabileceği kolaylıktadır.

“VeinViewer” ın faydaları;

Intravenöz girişlerindeki deneme sayısını en aza indirir.
İlk girişteki başarı oranını arttırır.
Intravenöz girişinde kullanılan ürünlerin sayısını azaltır.
Sağlık çalışanına güven verir.   melek
Intravenöz girişinde harcanan toplam zamanı azaltır.
Hasta memnuniyetini arttırır.

Logged

Pers Sözcüsü: Oklarimiz Günesi Kapatacaklar. Aksami Getirecekler..

Sparta Krali: Bizde gölgede savasiriz o zaman
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: