Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

7149 Mesaj 641 Konu- Gönderen: 1271 Üye - Son üye: probably
Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: hayal hırsızı  (Okunma Sayısı 4732 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
residency
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Nisan 08, 2007, 12:27:09 ÖÖ »

DENİZ YILDIZLARININ ÖYKÜSÜ
 
Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, telaşla denize bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca, bu kişinin fırtınada sahile vurmuş denizyıldızlarını denize atmaya çalıştığını fark eder ve niçin deniz yıldızlarını denize attığını sorar.

Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi, “Yaşamaları için.” yanıtını verince, adama şaşkınlıkla “İyi ama burada milyonlarca deniz yıldızı var. Hepsini kurtarmanıza imkan yok. Sizin bunları denize atmanız neyi fark ettirecek ki?” der.

Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan kişi, “Bak gördün mü, onun için çok şey fark etti.” Karşılığını verir. 
  Şimdi bunu okuyup gaza gelip hepimizin hurraa mecburiye koşmamiz gerekmez mi?! Sonuçta gittiğimiz köyler için de "çok şey farkedecek".  Roll Eyes

bu yazıyı "Gorusme (interview) icin kalacak yer saglanmasi projesi" kısmına uygun olur düşüncesiyle eklemiştim böyle bir fikrin hayata geçmesi sanki utopik gibi duruyor ama ulaş camsarım ın yaptığı buna benziyor o yüzden bu yazıyı oraya ekledim fakat efx motivasyon bölümüne taşımış ben de forumun formatına ters düştüğüne kanaat getirdi diyerek ordan silip buraya taşıdım yine camsarımın dediği gibi binlerce kilometrelik yol bir adımla başlıyor ve bu bir çok kişi için çok kolaylık sağlayacak bir düşünce gittiğinizde bu yollardan geçmiş sizin moral durumunuzu en iyi anlayacak sizden birinin sizinle farklı bir coğrafyada ilgilenmesi yakınınızda bulunması herhalde mükemmel bir moral olur forumda okuduklarıma bakılırsa bu sırada insan moralinin en dibinde yada en tepesinde bazen ne dibinde ne tepesinde herşeyden ümidini kesmiş de olabilecek kadar sıkıntılı olabiliyor bu durum sadece kalacak yer değil( ki bu kadar meşakkati göze alan bu durumu hayli hayli halleder) bu maratonda yalnız olmadığınızı hissettiren size manen destek olan birilerinin olması herhalde bir çok şeye bedeldir...fazla uzatmayayım mesaj gittikçe duygusallaşıyor  Cry Cry Cry

bide gaza gelmeye gerek yok burda olan arkadaşlar tercihlerini yapmışlar en iyi eğitimi en iyi yaşamı mesleğine en güzel değeri ve emeğine karşılık en fazla imkanı bulacağı yeri seçiyor bu demek değilki ülkemizi sevmiyoruz gerektiğinde mecburen olmasına gerek yok herkes doğduğu büyüdüğü yer için elinden gelenin en iyisini kendi özgünlüğüne göre yapar bu illede mecburi olacak diye bir şey yok bu bizim tercihimiz bu bizim hayatımız ben böyle düşünüyorum
  yazı ziyan olmasın diye koyduk maskara olduk yav  Cheesy Cheesy Lips Sealed

bu arada punk step 1 başarın için kutlarım umarım step 2 ve diğerlerinde de aynı şekilde başarıyla devam edersin sana ve herkese iyi çalışmalar
Logged
efx
Ertuğrul
Yönetici
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 532


« Yanıtla #16 : Nisan 08, 2007, 05:59:39 ÖS »

motivasyonla alakalı diye koymuştum Smiley
Logged
Gamze Balci Camsari
Yönetici
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 331


quod non me destruit, me nutrit


« Yanıtla #17 : Nisan 08, 2007, 06:08:29 ÖS »


  yazı ziyan olmasın diye koyduk maskara olduk yav  Cheesy Cheesy Lips Sealed


Ben guldum diye boyle soylediysen uzulurum.

Niye maskara olacakmissin hem!

Guzel bir yaziydi ama ben de motivasyon bolumune daha uygun bulmustum Efx gibi...

"Gorusme (interview) icin kalacak yer saglanmasi" planlarina gelince ben hic de "utopik" bulmuyorum acikcasi. Bu en uzun vadeli planlarimizdan birisi, ilk orneklerini ancak gelecek gorusmelerde gorebilecegiz ve ben yanilmayacagimdan eminim.

Gamze


* Bir de "CamsariM" degil, CAMSARI' dir Ulas' in soyadi. -Hayir, benimkiyle ayni da oradan biliyorum Wink -

Logged
residency
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : Nisan 08, 2007, 09:40:57 ÖS »

açıkcası okuduğumda "Gorusme (interview) icin kalacak yer saglanmasi" bu kadarına da pes demiştim yani olumlu yönde söylemiştim bunu   Wink

   utopik derken ilk anda öyle geldi sonra neden olmasın dedim harika bir fikir kim bilir bu forum sayesinde neler olacak ne fikirler ortaya çıkacak

efx öyle düşündüğünü anladım  Wink

burda birine kırılmak en son düşüneceğim şey olsun o kadar tatlı bir ortamki gittikçe zenginleşen ve bir çok soruma cevap olan bir yer  Wink

balzamin bir yerde ulaş camsarı eşim gamze diye bahsetmiş farketmiştim aklımda camsarım diye kalmış bundan sonrası için dikkatli olucam söz  Smiley
 
Logged
Gamze Balci Camsari
Yönetici
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 331


quod non me destruit, me nutrit


« Yanıtla #19 : Nisan 08, 2007, 09:52:49 ÖS »


balzamin bir yerde ulaş camsarı eşim gamze diye bahsetmiş farketmiştim aklımda camsarım diye kalmış bundan sonrası için dikkatli olucam söz  Smiley
 

lafi olmaz Wink
Logged
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #20 : Nisan 14, 2007, 08:03:44 ÖS »

BALTANIZI BİLEYİN

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. 

Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuçta ikinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş 

-Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne? 

İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş ;

- Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir. 

 Bireysel ve is yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.
Logged

hiçbirşey imkansız değildir
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #21 : Nisan 14, 2007, 08:09:23 ÖS »

MOTİVASYON VE KÖPEKBALIĞI

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur.


Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla
sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı
kalabileceklerdi.Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre
lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacakta Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız? Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir es buldunuz veya çok basarili bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz v.s. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz misiniz? Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı? 

Japonların Taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal cabalar sarfeder."
Ne kadar akilli, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.
Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adim adim çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı,  ayakta kalırsınız. 

Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda  tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece
hareketli ve taze kalabilmişlerdi. Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. 

Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardim desteği ile onlarla savasın. 

Beyninize bir köpekbalığı atin ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün.
Logged

hiçbirşey imkansız değildir
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #22 : Haziran 20, 2007, 08:22:07 ÖS »

Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti; "Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız", dedi. "Lütfen içeri gelin, size yiyecek birşeyler hazırlayayım."

Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sordu. Kadın, eşinin biraz önce çıktığını, şu anda evde olmadığını söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı; "Eşiniz evde değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz", dedi.

Akşam eşi geldiğinde, kadın karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. "Senin evde olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler" dedi. Yaşlı adamların budavranışlarını öğrenince, kadının eşi üzüldü. "Bir bakıversene dışarı", dedi. "Hâlâ oradalarsa, şimdi davet edebilirsin eve."

Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki bembeyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. "Eşim geldi, şimdi evde" dedi ve onlara davetini yineledi; "Yemeğimizi birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?"

Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi; "Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz", dedi ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı; "Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, zenginliktir. Bu yanımda oturan arkadaşımın adı başarı, benim adım ise sevgidir.

Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu "Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın", dedi. "İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin, kararınızı bize bildirin."

Kadın, sevginin önerisini eşine anlattığında, adam sevinçten göklere fırladı. "Aman ne güzel, ne güzel", dedi. "Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden zenginliği davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur."

Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi. "Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım?", dedi.

Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına, içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi; "En doğru karar, sevgiyi davet etmek değil midir?", dedi. "Düşünsenize, evimiz bir anda sevgiye kavuşacak"

Gelinin bu önerisi, kayınpederin de, kayınvalidenin de çok hoşlarına gitti. "Tamam, en doğru karar bu olacak" dediler. Sevgiyi davet edelim..."

Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu; "İçinizde hanginiz sevgiydi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun..."

Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve sevginin arkasından, onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın, büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, zenginlikle başarıya sordu; "Siz niçin geliyorsunuz? Ben yalnız sevgiyi davet etmiştim."

Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler; "Eğer içimizden yalnız zenginliği ya da başarıyı davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik. Fakat siz sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda üçümüz birden gelmek zorundayız evinize."

Ve kadının "niçin?" diye sormasını beklemeden, zenginlik ve başarı sözlerini şöyle sürdürdüler; "Çünkü sevginin olduğu her yerde, biz zenginlik ve başarı da her zaman, onun yanında oluruz
Logged

hiçbirşey imkansız değildir
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #23 : Eylül 01, 2007, 10:56:30 ÖS »

Kum ve Kaya


Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuğun bir aşamasında tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder.
Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
“BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI.”

Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler.Tokadı yiyen yıkanırken batağa saplanır, boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır.
Boğulmak üzere olan arkadaş tam selamete çıktıktan sonra bir kaya parçası üzerine şu sözleri kazır:
“BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİM HAYATIMI KURTARDI.”
Tokadı vuran ve sonra en iyi arkadaşının hayatını kurtaran kişi ona şöyle der:
“Senin canını yaktığımda bunu kum üzerine yazdın; ama şimdi kayaya kazıyorsun, neden?”
Diğeri ona şöyle cevap verir.
“Biri bizi incittiğinde bunu kum üzerine yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize iyi bir şey yaparsa onu kayaya kazımalı ki onu hiçbir rüzgar yok etmesin.”

Denilir ki: Özel birini bulmak bir dakikanızı alır, onu değerlendirmeniz bir saat içinde olur, onu sevmek için bir gün yeter; ama sonra onu unutabilmek için bir ömrün geçmesi gerekir.
Logged

hiçbirşey imkansız değildir
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #24 : Eylül 01, 2007, 11:03:29 ÖS »

Wimbledon'un ilk siyah şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeyken hayranlarından biri sorar: "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti." Arthur Ashe yanıt verir: "Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya 'neden ben' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'niye ben' derim?.. Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı... Zorluklar güçlü. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı... Tanrı'ya asla 'neden ben' diye sormayın. Ne olacaksa olur
Logged

hiçbirşey imkansız değildir
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #25 : Eylül 01, 2007, 11:10:06 ÖS »

Padişah ve İhtiyar


Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil’i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler..

Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah,ihtiyarı selamlamış.” Selamunaleykum ey pir’i fani…”
” Aleykumselam ey serdar’i cihan…” Padişah sormuş.
” Altılarda ne yaptın ?”
” Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor…” Padişah gene sormuş.
” Geceleri kalkmadın mı ?”
” Kalktık…Lakin, ellere yaradı…” Padişah gülmüş.
” Bir kaz göndersem yolar mısın ?”
” Hem de cıyaklatmadan…”Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş.
” Ne konuştuğumuzu anladın mı ?”
” Hayır padişahım…”

Padişah sinirlenmiş.
” Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.”Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor..
” Ne konuştunuz siz padişahla…” Adam, başveziri şöyle bir süzmüş.
” Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim..”
Başvezir, yüz altın vermiş.
” Sen padişahı, serdar’ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu..”
” Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi..”

Vezir kafasını kaşımış.
” Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek…”
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
” Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mi ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.” Vezir bir soru daha sormuş…
” Geceleri kalkmadın mı ne demek ?”Adam bir yüz altın daha almış.
” Çocukların yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim…” Vezir gene kafasını sallamış.
” Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek…” Adam gülmüş.

” Onu da sen bul…”

Logged

hiçbirşey imkansız değildir
mehmet özen
Genel Yürütücü
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 263



« Yanıtla #26 : Ekim 18, 2007, 03:44:03 ÖÖ »

KARTALIN YENİDEN DOĞUŞU!

  Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır.     Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.     Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.    Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya
vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.    Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safhasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.      “Geride kalanları unutmak ve önümüzde bizi bekleyenlere ulaşmak için hedefinize doğru ilerleyin”
Logged

hiçbirşey imkansız değildir
determined
Acemi
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #27 : Aralık 27, 2007, 08:46:02 ÖS »

"Bütün insanların hayat hikayelerini okurken, ilk zaferlerini kendilerine karşı kazandıklarını görmüşümdür. Hepsinde de öz disiplin başta geliyor."
Logged
determined
Acemi
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #28 : Aralık 27, 2007, 08:56:01 ÖS »

"Mağlubiyet son derece motive edicidir. Dibe vurduğunuzda en tepeden başka gidecek yeriniz kalmaz."
Logged
determined
Acemi
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #29 : Aralık 27, 2007, 09:01:28 ÖS »

"
Afrika'da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa yok olacağını bilir;
Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır ve en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa yok olacağını bilir.
Aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yok. Yeter ki her sabah kalktığınızda daha hızlı koşmanız gerektiğini bilin.  Grin
Logged

Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: